"sen kendini ne zannediyorsun ha?" dedi.
"ha mı?" dedim. "konuşma dilinde iyidi de, yazı diline aktarınca sence de biraz saçma değil mi?" diye sordum.
"laf kılıbıklığı yapma, bana bunu yapma hakkını nerden buluyorsun?" diye karşılık verdi.
"laf kabalığı yaptığımı da nerden çıkardın? sana dahil bu dünyadaki her insana her şeyi yapmaya hakkım var" dedim.
"laf gemisiyle peynir yiyemezsin aslanım" dedi ve ekledi "senin benim hayatıma hiçbir şekilde müdahale hakkın yok".
"lafını bil de konuş, sen hala benim kim olduğumu farkedememişsin!!" dedim.
"o laflar boy boy, seni siken atlı kovboy" dedi ve bu laf benim sinirlerimin tepeme çıkmasına yol açtı.
"benimle bu şekilde konuşamayacağını bilmiyor musun?" diye sordum. belden aşağı konuşmalardan oldum olası tiksinmişimdir. cevap vermedi ve birden ağlamaya başladı.
ahhh şu beyinsiz kadınlar, her köşeye sıkıştıklarında ağlamaya başlıyorlardı. hayatta en fazla tiksindiğim şeylerden biridir yakınımda bir kadının ağlaması. gidip ağzının üstüne iki tane vurasım gelir.
"neden ağlıyorsun ha? neden? bak beni de alıştırdın ha falan diyorum, aptal karı" diye sorup kafasına şöminemi yakmak için kullandığım odunlardan birini fırlattım. ne yazık ki ıskalamıştım. ağlarken birden kafasını yana çekmişti. lanet olası kadın, beni yine kandırmaya çalışmıştı.
ağlayarak beni yumuşatacağını sanıyor, benden af dileyeceği yerde, beni kendisinden özür diletmeye çalışıyordu. halbuki ben tüm bunları onun iyiliği, onun birtakım şeyleri anlaması için yapmıştım...
(devam edeceque)
ee sonra?
YanıtlaSilsonra.
YanıtlaSilhani lan devamı?
YanıtlaSil