(2010'un dokuzuncu yazısı'ndan devam)
ne kadar da güzel bir tatildi. kaldığımız o küçük motel, nevi şahsımıza münasır okuma biçimimizle birbirimize okuduğumuz ve anlamını bilmediğimiz o tuhaf fransızca şiirler, yatağımızın iki ucunda duran o güzel abajurlar, duvarda asılı duran nü. peki ya akşam yemeklerini yediğimiz o güzel kafeler? hani sen yemeklerini hiç beğnememiştin. suratını ekşitip, "ıyy bu ne be, peynirli doritos bile daha az ayak kokuyor" demiştin. sonra beraberce kahkahalar atmıştık. garson bize gelip "le chatelier prensibi"ni bilip bilmediğimizi sormuştu. "ne alaka lan kimya?" diye iç geçirmiştim. meğer adam bambaşka bir şey demişti. senin fransızca bilgin benimkinden iyidi. "eah siquerler" deyip mc donald's'a gitmiştik. güzel günler idi.
peki niye şimdi böyle olmuştuk? sen o fotografı yerden kaldırırken, ben senin kafana neden kütük fırlatmıştım? neydi beni bu kadar sinirlendiren, seni bana bu kadar düşman eden? şu an gerçekten başım çok ağrıyor. sanırım anılar sokuyor, hem de çok güzel anılar...
(devam edeceque)
ayy kıyamam, yazık la sana..git kızın peşinden
YanıtlaSilslkdjaks lan benlen ne alaksı var, hikayeyi sikme pls.
YanıtlaSil:((
YanıtlaSilyeni yazı yaz sawyer'im
YanıtlaSilkırıldm lann niye adsızı kaldırdın benş artk sevmonmu
YanıtlaSil