Lazanya

biliyorum arkadaşlar müptelası oldunuz benim blog'un it gibi takip ediyorsunuz. farketmedim sanmayın lan, her şeyin farkındayım.

şimdi size annemin akşam yemeği için yapmış olduğu lazanya ile ilgili bir kaç bir şey anlatacağım. öncelikler üstleri kuru olmuştu, tuzu da az olmuştu, masa düzeni fena değildi ama yorgun görünüyordu bu yüzden kendisine puanım 4.

öğlen "akşama lazanya yapıcam" size dediğinde şok olmuştum, hayatımda ilk defa lazanya yiyecektim ve çok heyecanlıydım. ne yapacağımı bilemiyordum, elim ayağıma dolaşıyordu, kafam apış arama girip çıkıyordu, gözlerim fel fecir okuyordu, avuçiçlerim terliyordu, parmak arası terliklerim ayağımı acıtıyordu ve ben internetten lazanyanın nasıl bir yemek olduğunu araştırıyordum zira akşam aç kalıp kalmayacağıma karar verecektim.

akşam yemeği saati geldi, annem bizi sofraya çağırdı, çok güzel kokular geliyordu, ali de ata bakıyordu ve ben ilkokul öğrencisi ayarında cümleler kuruyordum. masaya oturmuştuk. tabaklarımıza ne geleceğini çok merak ediyordum. evdeki amerikanvari havayı iliklerime kadar hissediyordum. yemek tabağımıza geldi, aman allah'ım o nasıl bir şey, resmen tabağımda lazanya vardı, hani şu garfield'ın yemekten bıkmadığı yemek, hani şu friends'deki monica'nın çok güzel yaptığı yemek resmen tabağımdaydı.

bildiğin fırında makarna - kıymalı börek arası bir şey arkadaşlar, öyle çok abartılacak bir şey değil yani. ilk başta böyle hayvani bir beklenti oluyor insanda ama öyle bir şey değil. hani bu bugs bunny çizgi filmlerinde falan yiyecekler acayip güzel gözüküyor ya, onun gibi bir şey işte. normal bildiğin yemek lan. yedik bi güzel karnımız falan doydu oh mis...

Bim'den Alışveriş Yapmaya Utanan İnsan

her türlü malın, en ucuzunu bulabileceğiniz bu güzide marketten, ihtiyacı olanı almaya utanan, "ay ben bu eziklerin bulunduğu ortamda bulunamam" diye düşünen, hayatında bir yudum le gazoz içmeye tenezzül etmemiş, burnu bir karış havada, götünden aforizma uyduran, her daim kendini bir bok zanneden değişik insan.

şimdi bir insan neden bimden alışveriş yapar? neden? tabii ki ucuz olduğu için ulan. kasiyerlerin kara kaşları, kara gözleri, çiçekli böcekli baş örtüleri için değil herhalde. ucuz demek, varoş demektir değil mi, amına koyduğum götü kalkık zengini seni. sen bim'den alışveriş yapmayacak kadar elitsin değil mi? senin o pahalı pabuçların, bim'in çamurlu, ucuz, yer döşemeleri için fazla gösterişli değil mi? al paranı da siktir git migros'a, yediğin kazıkları da eve gidince bütün çıkartıp, götüne sokarsın artık..

bim kadar güzel bir market var mı ya? le gazoz'un serinliğini başka hangi asitli içecekte bulabilirsin ki? yahu adamlar anasını sikmiş ortalığın, sen hala bik bik yapıyorsun orda. herifler 2477 mağaza açmış. türkçe - english internet sitesi açmış, sana en yakın 5 bim mağazasını bulman için oraya buton koymuş, gelsin bir de çıplak uzansın istiyorsan yatağına. sen hala bim'den alışveriş yapmaya utan. götüne koyduğum. siktir.

eskiden buralar böyle dutluktu

ya arkadaşlar biliyorum uzun süredir yazamıyorum size, aranızdan bir kaçı intihar falan etmiş onları da uyardım, yapmayın böyle. bakın gerçekten üzülüyorum halinize. yoğundum bir süredir, yazamıyordum, tatil falan olaylarına girmiştim, ama artık aranızdayım, kalan sağlar bizimdir lan!!

neyse işte kendinize zarar vermeyin diye, sırf size hayvani bir değer verdiğimden dolayı artık yazılarıma devam edeceğim. ahahahhaha nası da götünüz kalktı lan değil mi? kendim için yazıyorum lan ne sizin için yazacağım ahahhaha...

böyle işte. havalar serinlemeye başladı, yağmur falan yağdı istanbul'a geçen gün. valla mis gibi.

Hüzünlü Bir Ayrılık Hikayesi

gidişinin ardından tamı tamına 43.2 saniye geçmişti ki, eskiden senin eşyalarının bulunduğu eski, ahşap, mis kokulu dolabının önünde anlamsızca dikilmeye başlamıştım. uykusuzluktan göz pınarlarım kurumuştu. lan yoksa ağlamaktan mı kuruyordu bunlar. üzüntüden ne diyeceğimi bilemedim sevdiceğim. tam 52 saniyedir aralıksız resul balay'ın efsane eseri olan, yalnızların tek arkadaşı kerpiç kerpiç üstüne'yi dinliyorum.

biliyorum sen şimdi yoksun. ha siktir kapı çaldı. "sevdiceğim döndün mü lan yoksa?" diyerek kapıya koştum.

- ya süleyman, şarz aletim kalmış. versene şarzı. yenisi 3 lira. boşuna aldırma bana yenisini.

+ al sevdiceğim, al ve siktir git burdan bir daha da gelme. resul ile beni yalnız bırak. yalnızlığımda boğulmak istiyorum.

- ne dion be manyak?! ver şunu.

ya işte böyle sevdiceğim 2. gidişinin ardından tam 15 saniye geçmişti ve ben hala sensiz nasıl yaşadığımın farkına varmakla, nasıl intihar edeceğimi düşünmek arasında gidip gelen bir salıncak misali, anasının koynunda uyuyan bebek huzuruna nasıl ulaşabileceğimi düşünürken, cümlenin başını unuttum bebeğim. lütfen. artık siktirip git hayatımdan.

- süleyman ben hala burdayım. ayakkabımın bağcığı çözülmüş onu bağladım. hadi kendine iyi bak.

hay anasını sikeyim böyle işin sevdiceğim. bi terkedilmiş hüznü yaşatmadın. allah belanı versin emi