2010'un onüçüncü yazısı

ya şey oldu lan, şimdi çok meşgulüm bu aralar, bir de böyle nazar fElan değmesin lakin hayatımda her şey çok eyi gidiyor. bundan dolayıdır ki buraya yazmıyorum, canım sıkkın falan olunca gelip yazıcam.

karnım aç lan. gideyim biraz daha uyuyim.

2010'un bilmemkaçıncı yazısı

ya ben 10'a kadar sayabiliyorum da skdjsklajdlka.

bugün çok acayip bir şey oldu lan. yani abi öyle pis şaşırdım ki olan olaya, şaşkınlığımı gizleyecek yer bulamadım resmen. götüme falan soktum. skdjlkaj yok lan müptelası değiliz amına koyayım, mağduriyetten soktum.

o kadar şaşırdığımı gören insan olsaydı onlar da çok şaşırırlardı. "aa bir insan nasıl bu kadar şaşırabilir" şeklinde. o zaman ben biraz kötü olabilirdim.

böyle insanların bana bakmasından çok rahatsız oluyorum sikini de hiç sevmiyorum arkadaş. hayatı boyunca low profile bir adam olmuşsun (slkajdklaj ingilizce'mi de konuştururum) ya kamil ne diyeceğimi unuttum. neyse sevmiyorum işte. skdjskla

sonra işte ben böyle şaşırınca birden amuda kalktım tamam mı? tamam.

hadi görüşürüz.

2010'un onuncu yazısı


ağlar iken gelen kütüğü görüp bir anda kafasını eğdiği için ona çok sinirlenmiştim. ağlayarak beni kendine çekmeye, vicdanımı harekete geçirmeye çalışarak aramızı düzeltmeye çalıştığını zannetmiştim. o gelmeden önce duvara fırlattığım, geçen sene paris'in champs elysees caddesi üzerinde çektirdiğimiz o harikulade fotografı yerden kaldırmak ile meşgulmüş, meğer ona attığım kütüğün ruhunu bile duymamış. ahh ne kadar da aptalım.

ne kadar da güzel bir tatildi. kaldığımız o küçük motel, nevi şahsımıza münasır okuma biçimimizle birbirimize okuduğumuz ve anlamını bilmediğimiz o tuhaf fransızca şiirler, yatağımızın iki ucunda duran o güzel abajurlar, duvarda asılı duran nü. peki ya akşam yemeklerini yediğimiz o güzel kafeler? hani sen yemeklerini hiç beğnememiştin. suratını ekşitip, "ıyy bu ne be, peynirli doritos bile daha az ayak kokuyor" demiştin. sonra beraberce kahkahalar atmıştık. garson bize gelip "le chatelier prensibi"ni bilip bilmediğimizi sormuştu. "ne alaka lan kimya?" diye iç geçirmiştim. meğer adam bambaşka bir şey demişti. senin fransızca bilgin benimkinden iyidi. "eah siquerler" deyip mc donald's'a gitmiştik. güzel günler idi.

peki niye şimdi böyle olmuştuk? sen o fotografı yerden kaldırırken, ben senin kafana neden kütük fırlatmıştım? neydi beni bu kadar sinirlendiren, seni bana bu kadar düşman eden? şu an gerçekten başım çok ağrıyor. sanırım anılar sokuyor, hem de çok güzel anılar...

(devam edeceque)

2010'un dokuzuncu yazısı

kapıdan girdiği anda evin içinde deli gibi bağırmaya başlamıştı. "neredesin seni aşağılık pislik? bu yaptıklarını sana ödeteceğim!" şeklinde haykırarak evde beni arıyordu. salona girdiğinde bilgisayarımın başında olduğumu farketti ve tekrar bağırmaya başladı.

"sen kendini ne zannediyorsun ha?" dedi.
"ha mı?" dedim. "konuşma dilinde iyidi de, yazı diline aktarınca sence de biraz saçma değil mi?" diye sordum.
"laf kılıbıklığı yapma, bana bunu yapma hakkını nerden buluyorsun?" diye karşılık verdi.
"laf kabalığı yaptığımı da nerden çıkardın? sana dahil bu dünyadaki her insana her şeyi yapmaya hakkım var" dedim.
"laf gemisiyle peynir yiyemezsin aslanım" dedi ve ekledi "senin benim hayatıma hiçbir şekilde müdahale hakkın yok".
"lafını bil de konuş, sen hala benim kim olduğumu farkedememişsin!!" dedim.
"o laflar boy boy, seni siken atlı kovboy" dedi ve bu laf benim sinirlerimin tepeme çıkmasına yol açtı.
"benimle bu şekilde konuşamayacağını bilmiyor musun?" diye sordum. belden aşağı konuşmalardan oldum olası tiksinmişimdir. cevap vermedi ve birden ağlamaya başladı.

ahhh şu beyinsiz kadınlar, her köşeye sıkıştıklarında ağlamaya başlıyorlardı. hayatta en fazla tiksindiğim şeylerden biridir yakınımda bir kadının ağlaması. gidip ağzının üstüne iki tane vurasım gelir.

"neden ağlıyorsun ha? neden? bak beni de alıştırdın ha falan diyorum, aptal karı" diye sorup kafasına şöminemi yakmak için kullandığım odunlardan birini fırlattım. ne yazık ki ıskalamıştım. ağlarken birden kafasını yana çekmişti. lanet olası kadın, beni yine kandırmaya çalışmıştı.

ağlayarak beni yumuşatacağını sanıyor, benden af dileyeceği yerde, beni kendisinden özür diletmeye çalışıyordu. halbuki ben tüm bunları onun iyiliği, onun birtakım şeyleri anlaması için yapmıştım...

(devam edeceque)

2010'un sekizinci yazısı

bugün ben basketbol oynadım. çok da iyi oynadım. paslar falan attım, 3'lük soktum 2 tane. off çok fena mutlu oluyorum lan 3'lük atınca. atınca mutlu oluyorum da girse daha mutlu olucam lsahdlkhasf.

sonra böyle hayvan gibi terledim. köpek ölüsü gibi kokuyordum, vücudumdaki su oranı hayli düştü, kanım koyulaştı, hücrelerdeki osmotik basınç değişti (aksljdalskj burda düştü ya da yükseldi demek isterdim lakin unuttum [burda da unuttum diyerek daha önceden bildiğimi belirttim] su azalınca osmotik basınç artıyor muydu ne?) sonra işte böyle gözlerim falan kurudu, bi tanesi tam rebound alırken yere düştü falan acayip şeyler olmadı değil yani.

yarın sabah ders var amını sikeyim ya, ne çabuk geçti lan tatil, hiç bi sik anlamadım. tatilim de şahane geçti bu arada alskjdlaksjd, harbiden güzel geçtiğinden dolayıdır ki anlayamadım nasıl geçtiğini. kim gidicek lan sabahın 9 buçuğunda derse şimdi ya :/ şimdi değil aslında ljsadasfh

canım çok pis sıkılmış.

2010'un yedinci yazısı

yaşasınnnn, heyyooo bugün yurduma döndüm, yehhuu, odamı, yatağımı, dolabımı ve masamı özlemişim. bi de ampulümü özlemişim, ama patlak, olsun orda olduğunu bilmek bile bana güven veriyor. sonuçta eskiden yanıyordu, odamı, hayatımı aydınlatıyordu. derken bir gün söndü, içindeki teli koptu.

size biraz odamdaki eşyalardan bahsediyim. yatağım var. dolabım var - ama aynasız :( -, sonra bir tane de masam var, hem de bilgisayar masası, ama bilgisayarım yok saljdhaskfhal.

odada başka ne var diye hatırlamaya çalışıyorum, ımmm, aa şey vardı lan yerde kilim yok ehehe çok severim kilimi, olsaydı keşke :(

başka da bi sik yok odamda, neyini özlediysem amına koyim anlamadım ya :/ gelmese miydim ki lan?!

2010'un altıncı yazısı

yaşasınnnn, heyyooo yarın evime dönüyorum, yehhuu, odamı, yatağımı, dolabımı ve masamı özledim. bi de ampulümü özledim, ama patlak, olsun orda olduğunu bilmek bile bana güven veriyor. sonuçta eskiden yanıyordu, odamı, hayatımı aydınlatıyordu. derken bir gün söndü, içindeki teli koptu.

size biraz odamdaki eşyalardan bahsediyim. yatağım var. dolabım var - ama aynalı hee şş ;) -, sonra bir tane de masam var, hem de bilgisayar masası, ama bilgisayarım yok saljdhaskfhal.

odada başka ne var diye hatırlamaya çalışıyorum, ımmm, aa şey vardı lan yerde kilim vardı ehehe çok severim kilimimi.

başka da bi sik yok odamda, neyini özlediysem amına koyim anlamadım ya :/ gitmesem mi ki lan?!

2010'un beşinci şeysi

"...
ve aşk iki kez geldiğinde
ve iki kez yalan söylediğinde,
bir daha asla sevmemeye karar verdik
böylesi adilaneydi
bize ve aşkın kendisine
..."

bu dizeleri iyi okuyun lan, charles bukowski amcam yazmış, "aşkın bir kez uğraması"nda geçiyor sanırım, neyse işte, okuyun, anlayın, kanıksayın, yarın soru sorcam bununla ilgili. hadi bakıyim..

2010'un dördüncü yazısı

nabersiniz siz ya? hayır yani, nabersiniz?

iyyim ben de saolun warhol'un gençler. hala çaresiz misiniz? hala umutsuz durumda mısnız? hala mı burayı okumaktan başka işiniz gücünüz yok? hala mı bu sayfayı alfkajskdsafkj... neyse lan neyse, bugün size bir şeylerden bahsedeceğim. bahsetçem demediğimi farkettiniz mi? size sürekli sorular sormam yazının amına koyuyor değil mi? askfjasşf yine yaptım ya.

eveeeeeet geldik işte zurnanın zart dediği yere. zurnanın zart dediği yer neresidir derseniz de gidin haritadan bakın olm derim. yaparım bunu. evet, ocak'ın 20'si oldu, 20 gündür 2010'a damga vuracak herhangi bir olay olmadı.. olursa haber vericem ben size. öptüm sizi tatlışlar aslfhasljdhasjklfha

2010'un zorunlu ve üçüncü yazısı

aranızdan bazı zeki arkadaşlar, yorumların benim tarafımdan denetlendikten sonra yayınlandığını bilmediğinden birtakım komiklikler yapmaya çalışmışlar, onlara bir şey diyeceğim, yapmayın. alsfjsalkdhslakfhskalf

"neden kendime adsız yorum gönderiyorum la ben" he mi?

2010'un ikinci yazısı

Evet arkadaşlar bu blogu okuyarak ne kadar gereksiz insanlar olduğunuzun farkındasınızdır umarım, bunun farkında olmayanların hemen farkına varmalarını istiyorum zira yazının gerisini okumaları için geride pek bir sebep kalmıyor. Bu gereksiz yazıyı okuyup da, "ben bu dünyaya çok şey kattım, ben iyi bir insanım, çevremdekiler beni çok sever, popülerim, millet bana tapınıyor" ayaklarına yatarsanız götümün kenarı ile gülerim size, bakın götümle bile gülmüyorum yani.

2010'un ilk ayını geride bırakmak üzereyiz. ahaahahha bok bırakmak üzereyiz daha ayın 16'sı lan, yarısı duruyor amına koyayım daha. hah şey dicem size bugün neler yaptığımdan bahsedicem, uzuuun uzun anlatıcam ve sizi hiç sıkmadan anlatıcam, sizin kadar gereksiz, sıkıcı insanları daha da sıkmak istemem zaten merak etmeyin ;)

az önce kalktım, kahvaltı yaptım şimdi de bu yazıyı yazdım. bugün de böyle geçti işte, ben kaçar aslkfhaslkdhsalkfsa olm kafadan sakat mısınız lan? hala bu yazıyı okuyan varsa takdir ediyorum kendisini, kapatın lan sayfayı ya da kapatmayın artık sık sık yazıcam, sık kullanılanlara eklerseniz iyi edersiniz :))))))))99

2010'un ilk yazısı

ulaan amına koyayım resmen bir senedir yazmıyormuşuz son yazı 2009'da ya ondan şeyaptım askldjalskhfasf.

alın lan bu da 2010'un ilk yazısıydı. umarız koca bir sene yine sik gibi, bomboş geçer.