2010'un dokuzuncu yazısı

kapıdan girdiği anda evin içinde deli gibi bağırmaya başlamıştı. "neredesin seni aşağılık pislik? bu yaptıklarını sana ödeteceğim!" şeklinde haykırarak evde beni arıyordu. salona girdiğinde bilgisayarımın başında olduğumu farketti ve tekrar bağırmaya başladı.

"sen kendini ne zannediyorsun ha?" dedi.
"ha mı?" dedim. "konuşma dilinde iyidi de, yazı diline aktarınca sence de biraz saçma değil mi?" diye sordum.
"laf kılıbıklığı yapma, bana bunu yapma hakkını nerden buluyorsun?" diye karşılık verdi.
"laf kabalığı yaptığımı da nerden çıkardın? sana dahil bu dünyadaki her insana her şeyi yapmaya hakkım var" dedim.
"laf gemisiyle peynir yiyemezsin aslanım" dedi ve ekledi "senin benim hayatıma hiçbir şekilde müdahale hakkın yok".
"lafını bil de konuş, sen hala benim kim olduğumu farkedememişsin!!" dedim.
"o laflar boy boy, seni siken atlı kovboy" dedi ve bu laf benim sinirlerimin tepeme çıkmasına yol açtı.
"benimle bu şekilde konuşamayacağını bilmiyor musun?" diye sordum. belden aşağı konuşmalardan oldum olası tiksinmişimdir. cevap vermedi ve birden ağlamaya başladı.

ahhh şu beyinsiz kadınlar, her köşeye sıkıştıklarında ağlamaya başlıyorlardı. hayatta en fazla tiksindiğim şeylerden biridir yakınımda bir kadının ağlaması. gidip ağzının üstüne iki tane vurasım gelir.

"neden ağlıyorsun ha? neden? bak beni de alıştırdın ha falan diyorum, aptal karı" diye sorup kafasına şöminemi yakmak için kullandığım odunlardan birini fırlattım. ne yazık ki ıskalamıştım. ağlarken birden kafasını yana çekmişti. lanet olası kadın, beni yine kandırmaya çalışmıştı.

ağlayarak beni yumuşatacağını sanıyor, benden af dileyeceği yerde, beni kendisinden özür diletmeye çalışıyordu. halbuki ben tüm bunları onun iyiliği, onun birtakım şeyleri anlaması için yapmıştım...

(devam edeceque)

2010'un sekizinci yazısı

bugün ben basketbol oynadım. çok da iyi oynadım. paslar falan attım, 3'lük soktum 2 tane. off çok fena mutlu oluyorum lan 3'lük atınca. atınca mutlu oluyorum da girse daha mutlu olucam lsahdlkhasf.

sonra böyle hayvan gibi terledim. köpek ölüsü gibi kokuyordum, vücudumdaki su oranı hayli düştü, kanım koyulaştı, hücrelerdeki osmotik basınç değişti (aksljdalskj burda düştü ya da yükseldi demek isterdim lakin unuttum [burda da unuttum diyerek daha önceden bildiğimi belirttim] su azalınca osmotik basınç artıyor muydu ne?) sonra işte böyle gözlerim falan kurudu, bi tanesi tam rebound alırken yere düştü falan acayip şeyler olmadı değil yani.

yarın sabah ders var amını sikeyim ya, ne çabuk geçti lan tatil, hiç bi sik anlamadım. tatilim de şahane geçti bu arada alskjdlaksjd, harbiden güzel geçtiğinden dolayıdır ki anlayamadım nasıl geçtiğini. kim gidicek lan sabahın 9 buçuğunda derse şimdi ya :/ şimdi değil aslında ljsadasfh

canım çok pis sıkılmış.

2010'un yedinci yazısı

yaşasınnnn, heyyooo bugün yurduma döndüm, yehhuu, odamı, yatağımı, dolabımı ve masamı özlemişim. bi de ampulümü özlemişim, ama patlak, olsun orda olduğunu bilmek bile bana güven veriyor. sonuçta eskiden yanıyordu, odamı, hayatımı aydınlatıyordu. derken bir gün söndü, içindeki teli koptu.

size biraz odamdaki eşyalardan bahsediyim. yatağım var. dolabım var - ama aynasız :( -, sonra bir tane de masam var, hem de bilgisayar masası, ama bilgisayarım yok saljdhaskfhal.

odada başka ne var diye hatırlamaya çalışıyorum, ımmm, aa şey vardı lan yerde kilim yok ehehe çok severim kilimi, olsaydı keşke :(

başka da bi sik yok odamda, neyini özlediysem amına koyim anlamadım ya :/ gelmese miydim ki lan?!